Balık Dünyasına Giriş

çinekop
çinekop

Merhaba deniz avcılığı gibi stresin “s” sini brakmayan meslek veya hobiye sahip arkadaşlar abiler ve hanım efendiler. Bir kısmımız avcılığa yeni başladık, birkısmımız orta düzeyde bu işten anlıyor ve uyguluyoruz birkısmımız ise bu işte olgunlaşmaya başladığını hissediyoruz ve bu işte oldukça iyiyim ama daha fazla bilgi edinmek , daha fazla teknik öğrenmek, avın zaaflarını, hoşlandığı şeyleri, nelerden çekindiğini hangi renkleri sevdiğini kısaca onu tanımak istiyoruz.

Bazen neden bu sefer başarısız oldum derken bazende ben farklı ne yaptım da bu gün bu kadar başarılı oldum diyoruz.Başarı veya başarısızlığımızın şansa veya kısmete bağlı olduğunu düşünüyoruz.Aslında ben avcılıkta başarının hem kısmete hemde avımızı ne kadar tanıdığımıza vede avı ne kadar cezbettiğimize bağlı olduğunu düşünüyorum.Ben avcılık yaptığım deniz Ege denizidir.

Daha önceleri Kara denizde de olta atmışlığım vardır.Kimi denizler bazı balık türleri açısından diğerlerinden daha bereketli olduğu bilinen bir gerçektir.Hatta kimi denizlerde bazı balık türleri yoktur veya yok denecek kadar azdır.Örnek vermek gerekirse istavrit balığı egede yok iken sarpa diğer adıyla sarıkanat karadenizde yoktur veya yolunu şaşırmıştır.

Onlarda insanlar gibiler ülkemizde geziye çıkan bir kafileye benzetirsek kimileri kimi şehirleri beğenirken kimileri başka şehirleri beğenir kimi yöresel yiyeceklerden hoşlanırken kimilerinden hoşlanmaz.Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde balıklar ve deniz canlıları çok çeşitlidir.Her geçen gün oltanıza takılan size göre yeni bir balıkla tanışa bilirsiniz.Bende avcılık hakkında blog yazan blog yazarları gibi avcılıkta sportmenlik konusuna da şöyle değineyim.

Denizde avlanmakla balıkların bitmeyeceği kanısının yanlış olduğunu çoğu blok yazarı gibi bende destekliyorum. Demizlerimiz balık bereketi açısından gün geçtikçe fakirleşmektedir.Ben 28 yaşındayım balık hobin 12 yaşında başladı. Eski avcılık günlerimi verim açısından günümüzle kıyasladığımda bu kısa sürede bile değişimi fark edebiliyorum. Ezbere cümleler konuştuğumu düşüne bilirsiniz. Şu an elimiz altında bulunan internet aracılığla su altı avcıları veya balık belgeseli çekimi yapan kişilerin videolarını izlediğinizde bile bu çıkarımda bulunabilirsiniz. Örneğin izlediğim videoların bir tanesinde kıyılarımızda sayıları oldukça azalan çipura balığının Yunanistanda su altında çekim yapan kişinin etrafında onlarcasının gezdiğini ve hatta kameramana normalden fazla yaklaştığını da görebilirsiniz.

Diğer ülkelerde balık miktarı neden bizim ülkemize göre çok fazla sorusunu cevabı hakkında işittiğim şeyleri sizinle paylaşmak isterim. Güvendiğim ve avrupada yaşayan avrupada yapılan avcılık ve kurallar hakkında gözlemler yapmış bir abimiz tarafından söylenenleri duyduğumda bu insanların doğayı koruma çabası ve ileri görüşlülüğünü takdir ettim. Duyduğum ve onayladığım kurallardan bir tanesini size aktarayım.Avrupa ülkelerinde olta avcılığında aynı balık türünde yasal olarak en fazla üç tane yakalama hakkı bulunuyormuş ve yakaladığınız balığı beğenmediğinizde saldığınızda hakkınızda hakkınızdan eksilmiyormuş düşünebiliyor musunuz üç balık.

Biz de yakaladığımız balıkların çokluğuyla övüne durduk ve doymadık denizlerimize fakirliği çağırdık. Fazla iç karartmayı istemem. İnşallah ilerleyen zamanlarda daha bilinçli bir toplum oluruz. İnternet sitelerinde balıkçılıkta verimi artırmak için gerek yem gerekse tutmaya çalıştığımız balığın hangi saatlerde ne kadar derinlikte nasıl alanlarda avlanması gerektiği hakkında

Yeterli bilgi bulmanın uğraştırıcı olduğunu düşünüyorum. Örnekleme olarak Egede bol bulunan mırmır balığını ele alalım internette bir çok sitede kumluk alanlarda bol bulunduğu yazıyor ben zıpkınla sualtı avcılığı yaptığım dönemde mırmırların kumluk alanlarda bulunduğunu gördüm ancak yeni yetişen yosun kümelerinin üzerinde de oldukça fazla rastladım. Avcılıkta avı etkileyen değişkenlerden havanın durumu, avlanma saati, dalganın yönü, suyun sıcaklığı, avlanılan alanın şekli ,suyun bulanıklılık derecesi vb değişkenlerin olduğunu gözlemledim ve çeşitli kaynaklarda da bunlar bulunmaktadır. Örneğin bol yağışlı günlerden sonra derelerin çamurlu ve tortulu su taşıması sonucu su bulana bilir.

Bu bulanıklık balıkların görüşünü olumsuz yönde etkiler aynı zaman da misinanın görünürlüğü azalacağından balığın yemi görebilir ve kokusunu ala bilirse yakalama ihtimali artar buda olumlu bir etkidir. Örneğin bu durumda daha çok kokulu yemler tercih edebiliriz.Bu Değişkenlere daha sonra ayrıntılı olarak değinmeyi düşünüyorum. Avlanırken en önemli ekipmanımız, oltamız, takımlarımız vb. dir. El oltası en basit haliyle bir kasnağa misina sarılması ve ucuna balık türüne uygun takımın takılmasından oluşur. Sopalı olta daha gelişmiş ve çoğu durumda daha başarılıdır. Sopalı olta genel olarak makine ve sopadan oluşur.

Oltanın sopaları kullanım alanlarına göre çeşitli uzunluk ve kalınlıkta tasarlanırlar. Sahte yemlerde at çek oltalarının sopaları daha ince tasarlanır. Bunun nedeni sahte yeme daha iyi hareket vermek ve hafif olan yemi daha uzağa atabilmektir. Her sopanın çeşitli atar değerleri vardır.Sopa uzunlukları ise daha uzağa atmak isteyenler için uzun tekne de kullanacaklar için kısa olarak tasarlanmıştır.Teleskopik ve iki parçalı olan modelleri vardır.Makine ise makara mekanizma kol misina ve kalamadan oluşur.makaraların çeşitli serileri vardır bu serilere göre makine büyüklüğü ve misina kapasitesi artar. Makaraya sarılan misinalar çeşitli türlerdedir.

Bunlar örgü ip misina, monoflament(naylon misina), az esneyen misinalar, florocarbon misina ve florocarbon kaplı misnalardır. Örgü ip misinalar en sağlam misinalardır . Düşük esnekliğe sahiptir bu sayede balıkların vuruşları daha iyi hissedilebilir. Dezavantajları ise karıştıklarında çözmek oldukça zordur.Ve görünürlük açısından pek iyi olmadığını düşünüyorum. Monoflament naylon misinalar fiyat olarak uygundur. Esneme miktarları fazladır.

Bazı avclılar bu esnemenin yakalanan balığın enerjisini sönümleyerek kaçma ihtimalinin azaldığını söylemektedir. Benim için balığın vuruşlarını hissetmek çok önemli olduğundan esnemeyen misina kullanıyorum. Florocarbon misinalar görünürlüğü en az olan misinalardır ayrıca çok az esnerler ancak sert yapılarından dolayı düğüm mukavemeti düşüktür ve fiyatları çok yüksektir. Florokarbon kaplı olanlar daha ucuzdur ancak bir süre sonra kaplamalarında bozulma oluyor ve özelliklerini yitiriyorlar.İstediğiniz özelliklere göre araştırma yaparak misina seçiminizi yapabilirsiniz.

SON 9 YAZI

EN ÇOK OKUNAN YAZILAR

Sorry. No data so far.

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments